Tarihçe

Dayanışma Evi resmi olarak 6 Mayıs 2011 yılında, tarihsel araştırma, çağdaş anlayış, diyalog ve barış inşası ile ilgilenen, adanın dört bir yanından gelen tüm Kıbrıslıların ilk ortak mekânı olarak kapılarını açtı. Dayanışma Evi projesi, Avrupa Ekonomik Alanı ve Norveç Hibeleri (başlıca bağışta bulunanlar: Norveç, İzlanda ve Lichtenstein) tarafından desteklenmektedir.

Dayanışma Evi, Kıbrıs’ta yaşayan tüm topluluklar arasındaki diyalog ve karşılıklı anlayışa yeni yaklaşım yöntemleri sunan fikirler ve girişimler boyunca bir köprü kurucu olma amacıyla bugün bir toplum merkezi olarak faaliyetlerde bulunmaktadır.  

İnsanların bir araya gelip birbirlerini tanıyacakları bir ortamı sağlayarak hâkim dayanışmayı geliştirme ve teşvik etme amacıyla haftalık olarak çeşitli etkinlikler ve aktiviteler düzenlenmektedir. Dayanışma Evi 2014 yılında AB Kültür Mirası Ödülü / Koruma kategorisinde Europa Nostra Ödülü ile ödüllendirildi. 

1950’lerin başı

Mangoian ailesi bugün Dayanışma Evi olarak bilinen binayı inşa ettirir. Bina ev olarak kullanıldığı gibi arasında kadın kuaförü, fotoğrafçı dükkânı, turistik eşyalar satan bir dükkân ve araba kiralama dükkânı gibi çeşitli iş yerlerinin olduğu ticari amaçlar için de kullanılır.

 

1963 - 1964

Toplumlararası çatışma sokakta ve burada yaşayanların üzerinde travmatik izler bırakır. 1964’te Lefkoşa’nın Türk ve Rum bölgeleri ayrımını gösteren barikatlar evin çok yakınına kurulur. Bu bölgede barikatlar boyunca yeni bir yapı ortaya çıkar: BM barış gücü. Sokak boyunca kuzeyden güneye ya da tersine tüm faaliyetler 1968’e kadar sınırlanır.

 

1974

1974 yazında sokağın kaderi dramatik bir biçimde belirlenir. Bina, iki kontrol noktası arasındaki ara bölge / ölü bölge olarak bilinegelen bölgenin tam ortasındaki tarafsız bölgede yarısı terkedilmiş ve harap olmuş bir şekilde çapraz ateşin arasında kalır. Sahibi ve kiracıları binayı boşaltmak zorunda kalırlar.

1974 sonrası

Ara Bölge karşılaşmanın bir sembolü haline gelir. Ledra Palas sınır kapısı bir taraftan diğerine çok az kişinin geçebildiği bir güzergâh olur. Ledra Palas Otel’i politikacıların toplantılar düzenleyip “Kıbrıs Sorunu’ nu” tartıştıkları bir yer halini alır. Ayrıca ara bölgenin her iki tarafından vatandaşların ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesi ve ortak projeleri sürdürmeleri; aynı zamanda da Kıbrıs’ta yaşayan diğer topluluklardan insanlarla buluşma imkânına erişmeleri için en uygun yerlerden biri olur.

Nisan 2003

Lefkoşa’yı bölen ara hat, ilk olarak Ledra Palas geçidi ile birlikte kimi diğer kapılarını da halka açar. Yüzlerce insan Ledra Palas’ın önünde 30 yıldan sonra sınırı geçmek için sıraya girer. Böylece sokağın müşterek ve toplumlararası yaşamına yeni bir dinamik eklenir.

 

2005

Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR), ara bölgede toplumlararası eğitici bir merkez kurma fikriyle ortaya çıkar. Dayanışmanın en heyecanlı destekçileri dahi bu fikrin gerçekleştirilmesinin bir hayal olduğunu düşünmeye devam eder.

2007

BM barış gücü, sivil toplum öncülüğünde ara bölgenin dönüştürülmesi için sarf edilen bu eşi benzeri görülmemiş çabayı hibeleri ile destekler.

 

2009

AHDR, Avrupa Ekonomik Alanı ve Norveç Hibeleri programından (başlıca bağış yapan ülkeler: Norveç, İzlanda ve Lichtenstein) finansal destek alır; böylece Dayanışma Evi projesinde ilerleyebilecektir.

Şubat 2010

Dayanışma Evi’nin yenileme çalışmaları sokakta düzenlenen Kıbrıs usulü bir mangal partisi ile başlatılır.

Mayıs 2011

Dayanışma Evi, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk toplumlarının liderlerini, sivil toplum temsilcilerini ve aralarında Avrupa Konseyi, Norveç, İsveç, İsviçre ve Hollanda’nın da olduğu Avrupa erkânını bir araya getiren bir açılış töreni ile kapılarını halka açar. Dayanışma Evi’nin resmen açıldığını duyuran bu benzersiz dört günlük kutlama Kıbrıs çapında sivil toplum örgütlerinin kolektif çabalarını müziksel performanslar, spor etkinlikleri, sanat sergileri, film gösterimleri ve bir sempozyum ile birlikte görücüye çıkarır.

Bugün

Dayanışma Evi, günümüzde gençlere fırsatlar tanıyan bir toplum merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Bu çerçevede, gençleri, aktivistleri, eğitimcileri ve değişimin diğer temsilcilerini çeşitlilik temelinde kültürel, sanatsal ve eğitim programlarıyla bilgilendirip, eleştirel düşünceye sahip olmaya davet etmektedir.